Sınır Tanımayan Gençlik

Günlük

Valizler hazır, kalpler biraz tedirgin

Yola çıkmadan bir hafta önce ekibimizden bir gönüllü, "Pasaportumu üç kere kontrol ettim, dördüncüsünde de bakacağım" diye yazmıştı grup sohbetimize. Hepimiz güldük ama içten içe aynı şeyi hissediyorduk. Yalova'dan çıkıp ilk kez bir Erasmus+ gençlik değişimine katılacaktık ve heyecanla tedirginlik aynı anda göğsümüzde oturuyordu.

YouthTICK'in hazırlık oturumları, aslında yolculuk başlamadan haftalar önce başladı. Buluşmalarımızda önce birbirimizi tanıdık — kimimiz üniversite öğrencisi, kimimiz yeni iş hayatına atılmış, kimimiz ise lise sonrasında ne yapacağına karar vermeye çalışan gençlerdik. Ortak noktamız ise basitti: sınırların ötesinde bir şey öğrenmek istiyorduk. Oturumlarda grup dinamiklerini, kültürel farklılıkları, basit selamlaşma cümlelerini ve elbette "acil durumda kimi arayacağız" listesini gözden geçirdik. Biri şaka yollu "artık check-in'den daha çok prova yaptık" dedi, ama bu provalar bizi gerçekten rahatlattı.

Havalimanında saatler önce toplandık — sanki uçuş erken kalkarsa bile yetişmek istercesine. Ekibimizden bir gönüllü, valizinde Yalova'dan getirdiği küçük hediyeler — yöresel lokum, kartpostallar, birkaç YouthTICK rozeti — olduğunu söylediğinde, hepimiz aynı şeyi yaptığımızı fark ettik. Belli ki kimse elini boş gitmek istemiyordu.

Ortak proje ortağımızın bulunduğu şehre indiğimizde, havaalanında bizi karşılayan gönüllülerin elinde isimlerimizin yazılı olduğu kartonlar vardı. O an, küçük bir heyecan dalgası hepimizi sardı: artık gerçekten oradaydık. İlk akşam, ev sahibi ailelerle tanıştık. Dil bazen yetmiyordu ama eller, kollar, gülümsemeler ve telefon çevirileri devreye girdi. Bir akşam yemeğinde, ev sahibimizin annesi bize geleneksel bir tatlı yaptı ve biz de ona Yalova'dan getirdiğimiz lokumu ikram ettik. O masada, hiç ortak bir dil olmadan da bir aile sofrasında oturmuş gibi hissettik.

Program boyunca atölyeler birbirini takip etti: kültürlerarası iletişim üzerine drama temelli oyunlar, grup halinde hazırladığımız kısa kampanya fikirleri, akşamları ise "kültür gecesi" adını verdiğimiz paylaşım buluşmaları. Bir gece biz Türk halk müziğinden örnekler paylaştık, bir başka gece Yunan ve Alman katılımcılar kendi geleneksel danslarını gösterdi. Hepimiz beceriksizce de olsa o danslara katılmaya çalıştık — ve kahkahalar belki de o haftanın en güzel sesi oldu.

Aramızdan biri, programın ortasında bir gün şöyle dedi: "Buraya gelmeden önce 'farklıyız' diye düşünüyordum, şimdi ise asıl ortak olduğumuz şeyleri görüyorum." Bu cümle, hepimizin aslında hissettiği ama söze dökemediği bir şeyi özetliyordu. Farklı ülkelerden gelen gençler olarak aynı kaygıları taşıyor, aynı şeylere güluyor, gelecek için benzer umutlar besliyorduk.

Eve döndüğümüzde valizlerimiz biraz daha hafifti — hediyelerimizi dağıtmıştık — ama kafamız yeni fikirlerle doluydu. Şimdi YouthTICK'teki bir sonraki grup için hazırlık oturumlarına katılıyoruz, bu kez biz anlatıyoruz: nasıl hazırlanılır, ne paketlenmeli, hangi anlar en çok hatırlanır. Çünkü bu yolculuk bizim için bir final değil, bir başlangıçtı — ve şimdi sırada Yalova'dan çıkacak yeni gençler var.

Bunlar da ilgini çekebilir

ESC deneyimi
Avrupa Dayanışma Programı ile gönüllülük yapan bir gencin gözünden bir başka deneyim hikâyesi.
Oku
Erasmus+ 2026 hazırlıkları
YouthTICK'in 2026 yılı Erasmus+ hazırlıkları ve gençler için neler planlandığı hakkında.
Oku
Fırsatları keşfet
Sıradaki değişim, gönüllülük ve eğitim fırsatlarına göz at — belki bir sonraki gönüllü sen olursun.
Keşfet
YouthTICK

Sen de bir değişime katılmak ister misin?

Gönüllü Ol İletişime Geç